Hastalık


0

Her şeyi bilmek hastalıktı demişti ya Dostyevski, işte şu 35 yaşımın en yeni saatlerinde bende hastalandım dedi Enver. Son sigarasını ciğerlerine doğru çekerken elinde buruşturduğu sigara paketini denize atıp, bir küfür savurdu herkes duysun diye, ama dünya tek ona sağırdı galiba yine ettiği küfürü kendisi duyup utandı kendinden. Olmayan işi, düzgün gitmeyen evliliği, olmayan sigara parası, kendisini sevemeyen çocukları, sefil hali kısaca hayatı bir lokomotife bağlı yağlı, pis kokan kömür vagonları gibi geçti içinden. Daralmıştı, nefes alma ihtiyacı duydu, bir aralık bulup bolca çekti havadaki olanca oksijenden. Neyse ki oksijen bedava diye kendince espri yapıp tam gülecekti ki, yine bu günlerde yaptığı en iyi işi olan kendine kızmakla yetindi. Yine aynı soru, aynı yerde, aynı Enver’i bir sara krizi gibi yakalamış yerden yere vuruyorken, vücuduna tek bir kare zarar vermeden sadece beynini nasıl enkaza çevirdiğini kendisinin anlaması güçtü tabiki ama bir başkası anlardı içtiği tütünden. İki minare arası mahyası gibi aklının ortasına kazınmış bu soru, son bir senedir yaşadığı sıkıntılarla birlikte daha da dayanılmaz hal almıştı onun için. Bütün yorgunluğunun, mutsuzluğunun tükenmişliğin kaynağı buydu diye geçirdi içinden. Bumerang gibi bir şeydi, tam kurtuldum derken gelip seni vuruyordu en beklemediğin yerden. Nasıl becerebilmişti ki acaba herkesi her şeyiyle anlamayı başarabildiğini düşünürken, herkesçe anlaşılmayan istenmeyen olmayı. Bu da olsa olsa saçma sapan bir beceri gerektirirdi sanki dünyada bir tek ona özgü ona tabi. Anlattığı hikâyelerden, yapmak istediklerinden, görmek istediği yerlerden, olaylara bakış açısından, karşılaştığı durumlara yaptığı yorumlardan kısacası hayalleri ile hayatından; bir uçak kadar uzaktaydı. Tek farkla o yerdeyken hayalleri uçakla dünya etrafında tur atmaktaydı. Gözleri bir şey arıyormuşçasına etrafa bakındı. Kime kızgındı ki? Az ilerde rızkı için simit satan üflesen uçacak zayıf, kuru, pos bıyıklı adama mı ? Yoksa hafta sonu boş vaktini değerlendirme derdine düşmüş balık tutmaya çalışan az ilerdeki gençlere mi? Hayatının şu anına kadar başkalarını eleştirmekten, yaşadıklarının suçunu bir başkasına yüklemekten başka ne yapmıştı ki? Oysa, dur gitme hayallerinin peşinden Enver diyende yoktu, kal bizimle katlanmak zorunda olduğun hayatı yaşa diyende. Ah şu parasızlık, garibanlık yok mu diye geçirirken. Az ilerde motorlu taşıtların girmesinin yasak olduğu tabelanın hemen yanından son model siyah bir Mercedes kaldırıma vura vura sahil kenarına doğru gelmekteydi. Enver bunu görüp içinde tek başına gördüğü, giyiminden zengin olduğu anlaşılan top sakallı, hafif toplu duran adama okkalı bir küfür savurdu, adamın duymasından korkarak. Sonra da bağıra bağıra ‘Siz zenginler paranız varya kendiniz dışında doğayı kendinize köle sanırsınız. Kurallar size yok anasını satayım’ dedi. Arabanın içinden Enver’in gözlem gücünü hiçte yanıltmayan denklikte ama iç dünyasında bir şeylere oldukça sinirli olduğu, kapıyı kapatma şeklinden anlaşılan bir adam indi. Acaba söylediklerini duymuş muydu diye içinden geçirmeden edemedi Enver. Korkmuyordu tabi ama birileri ile içinde şiddet içeren saçma sapan polemiklere girmek Enver için çekilmez bir hal alıyor, zira hayatında yeterince çekilmez haller olduğunu düşününce insan, Enver’e hak veriyordu. Adam hızla yaklaşırken adamın kendi kendine söylendiğini sanıp yanıldığını, kulağında bulunan kulaklıktan anladı. Enver Telefondaki kişinin kim olduğunu bilmese de adamdaki sinirli hallerin telefonun diğer ucundaki kişiyle ilişkisini anlaması uzun sürmedi. Adam yanından geçerken bir yandan ağlayıp gözyaşlarını silerken sanki telefona kızmış ona bağırıyormuşçasına“ sana istediğin hayatı yaşattım, istediğin adam oldum, oysa tek hayalim, istediğim sendin sende beni mahvettin” diyordu bunu der demez birkaç saniye duraksadı. Adam ın telefonun diğer ucundan duyduğu şeyler pek hoşuna gitmemiş olacak ki Enver’in bakışları arasında, Enver in belki de hayatı boyunca sahip olmak isteyip te olamayacağı son model telefonu denize fırlattı. Adamın yüzünde az önceki ağlamaklı hal gitmiş daha öfkeli bir hal almıştı. İç cebinden dışından altın olduğu anlaşılan tabakasını çıkarıp içinde bulunan sigaralardan birini alıp tam yakacaktı ki Enver tüm cesaretini toplayıp yarı çekingen bir tavırla az ilerideki adama “abi varsa bende bir sigara alabilir miyim?” diye sordu. Adam Enver’ e bakıp bir şey demeden tabakayı ve çakmağı olduğu yerde bulunan kayanın üzerine bırakıp sigarasını derin derip çekip yoluna devam etti. Enver koşar adamlarla kayanın yanına varmaz az önce canının deli gibi çektiği sigarayı bırakıp altından yapma tabakayı incelemeye koyuldu. İçinden en düzgün şekilde sarılmış olarak düşündüğü sigaradan bir tane çıkarıp yine adamın kayanın üzerine bıraktığı çakmakla yaktı. Derin derin içine çekti sigaradan ve düşündü. Her bir duman zerresini içine çekişte, aslında insanı bir bakıma derinleştiren, içine doldurduğu katma değer yükle altına alıp ezdiği, uçsuz bucaksız


Beğendiniz mi? Arkadaşlarınızla Paylaşın!

0

Sizin Tepkiniz Nedir?

hate hate
0
hate
confused confused
0
confused
fail fail
0
fail
fun fun
0
fun
geeky geeky
0
geeky
love love
0
love
lol lol
0
lol
omg omg
0
omg
win win
0
win
admin

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir