Herşeye Rağmen Bölüm-3


0

Bazen zamanın hiç olmadığı kadar hızlı geçtiğini sona yaklaştığında hisseder insan… Işıl ameliyathaneye giderken bu hayatta daha istedikleri yapamadan kendisi bekleyen ölüme doğru gidiyordu. Eda hemşire kendisine uygun donör olacak kişiyi bulunduğunu her şeyin olumlu sonuçlandığını en yakın tarihte ameliyata gireceğini öğrendiğinde hiçbir şey hissedememişti. Mutlu olması gerekirken, hayata tekrar yeniden başlayacağına umut etmesi gerekirken o hiçbir duygu hissedememişti. Etrafındaki herkes umutla bakarken o sadece gülümseyebilmişti. Ameliyathanenin soğukluğunu hissettiğinde farkında olmadan Eda hemşirenin elini tuttu:
“Neden korktun? Hazır olmadığını mı hissediyorsun?
“Bilmiyorum ama bu soğuğu hissedince tarif edemediğin bir şekilde korktuğumu hissettim.”
“Şöyle düşün; çok yumuşak ama değil ama öyle her şeyden uzak güzel bir uyku çekeceğini düşünerek 10’dan geriye doğru saymaya başla.” Dedikten sonra oksijen maskesini taktığında Işıl’ın aklında olan son düşünce ölümün onu nasıl karşılayacağıydı.
İlk önce nefes aldığını hissetti ama gözünü açmaya korkuyordu. Etrafında bir takım sesler duyuyordu, ne sesi olduğunu algılayamıyordu:
“ Anlaşılan gözünü açıp açmama konusunda tereddütlüsün.”
“Uyandığım çok mu belli oluyor”
“İyi bir uyku rolü belli oluyor diyelim.”
Gözünü açtığında kendi odasında değildi. Kalp atışını devam ettiğini ima eden makineye baktı. Yerinden kalmak istedi ama bağlı olduğu kablolar buna izin vermedi.
“Ben olsam o kadar acele etmezdim. Zamanı geldiğinde elini kolunu sallaya “
sallaya çıkacaksın buradan.”
“Ne olduğunu anlatabilir misiniz lütfen dünden beri uyuduğum için hiçbir şey bilmiyorum.”
“Dünden beri mi! Işıl tam bir haftadır derin uyku çekiyorsunuz.”
“Bunun anlamı ne?
“Bunun anlamı; sana yaptığımız nakil vücudun tarafından kabul edilmiş durumda ama Doktorun Aziz Bey her ihtimale karşı seni bir hafta uyuttu. Gerekli müşahede süresini geçtikten sonra senede bir defa gelmem yeterli olacak.”
Işıl duyduklarına inanamıyordu. Kendini öleceği konusunda o kadar inanmıştı ki bedeni de aynı şekilde ona uyup ruhunun serbest kalmasına izin verecekti. Ama şuan yaşıyordu ve bedeni onun sözünü dinlememiş hayata devam edebilmesi için kendisine verilen iliği kabul etmişti. Aklına, Mehmet’ yazdığı defter, ona en son yazdığı mektup geldi.”Acaba annem mektubu göndermiş miydi?” En son masanı üstüne bıraktığını hatırlıyordu:
“Ne zaman kendi odama geçebileceğim bilginiz var mı?”
“Uyandığınıza göre bir gece daha buradasınız, yarın eğer Aziz bey onay verirse geçebilirsiniz bir süre ilaç tedavisinden sonra hastaneden ayrılacaksınız.”dediği vakit içeri Eda hemşire geldi:
“Merhaba Şerif Bey,Aziz Bey sizi çağırıyor bundan sonrası ile ben ilgilenirim. Uyuyan güzel sonunda uyanmış. Nasıl hissediyorsun kendini?”
“Yaşadığıma şaşkın…”
“Nasıl bir cevap bu mutlu olman gerekirken şaşkın…”
“Şaşkınım çünkü uyanmayı değil ölmeyi bekliyordum.”
“Artık ölümü düşünmene gerek yok. Çünkü önünde upuzun yaşayacağın güzel bir hayat var. En önemlisi sana değer verdiğini düşündüğüm şu mektup arkadaşına da cevap yaz.”
“Ameliyata girmeden önce ona bir mektup yazmıştım. Gönderildi mi bilmiyorum.”
“Yarın kendi odana geçtiğinde sorarsın. Bu arada Şerif Beye teşekkür ettim mi?”
“ Hayır, neden teşekkür etmeliyim?”
“Onun sayesinde bulunan donörden alınan nakille şuan hayattasın da ondan.Bu kadar muhabbetyeter senin dinlenmen lazım. İkinci hayatına merhaba diyebilirsin.”
Kendi ile baş başa kalınca düşüncelere daldı. İlk önce Mehmet’e her şeyi açıklayan uzunca bir mektup yazacaktı defterle birlikte göndermeyi düşünüyordu. Sonra hayattan neler kaçırdıysa hepsini tek tek yapmayı düşünürken göz kapaklarına yenilerek uykuya daldı.


Beğendiniz mi? Arkadaşlarınızla Paylaşın!

0

Sizin Tepkiniz Nedir?

hate hate
0
hate
confused confused
0
confused
fail fail
0
fail
fun fun
0
fun
geeky geeky
0
geeky
love love
0
love
lol lol
0
lol
omg omg
0
omg
win win
0
win

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir