ÖLÇÜYÜ TUTTURAMIYORUZ


0

Sadece konuşuyoruz artık farkında mısınız? En son ne zaman oturup birini uzun uzun dinlediniz ve ya birine bir derdini anlattığınızda ya bir keresinde benim başımada …. gelmişti, ama şükretmelisin dünyada neler var cevabını duymadınız? Çok özür diiyorum arkadaşım acımı sana dinlenmeye yeterli kılamadığım için, ah en büyük acıyı çekip sana sunamadığım için, seninkine benzer bir durum yaşayıp da anılarını canlandırdığım için gerçekten özür dilerim. Biz dinlemeyi unutmaya başladığımız zaman birşeyler bozulmaya başladı hayatta. Biz ne zaman ki en yakınımızın bile bize anlatmaya çalıştığı hüznü veya sevinci göz ardı ettik işte orda kırılmaya başladı hassas dengeler. Suya anlatmalar, evrene yollamalar, fazlaca yaradana başvurmalar, yogalar, meditasyonlar herşeyi anlamından saptırdık ve kendimizi dinletecek öğelere çevirdik. Biz, insanlar bize olur olmadık zamanda yazmasın diye whatsappa konulmuş “durum” bölümünde dahi meşgulü, toplantıyı geçtik “ah be annem yufka yüreğimizden börek yaptılar” yazdık. Biz o kadar yalnızlaştırıldık ki sohbet etmeyi, iletişim kurmayı unuttuğumuz için mekan öneri takip programı olan swarmı tutup sohbet odasına çevirdik. Kullanıcı adımızıda Yalnız Efe , Mutsuz Prenses dedik. Sahi biz nasıl bu hale getirildik. Biz dinlemeyi nerede bıraktık? Televizyonlara mı gömdük, tabletlere mi, kalbimize mi yoksa cehalete mi? Nacizane fikrimdir ki biz dinlemeyi kalbimize gömdük. Egomuzu öyle çok şımarttık ki görmez olduk pek çok şeyi. Bu yüzden üzüntüsünü anlatan arkadaşımıza ‘boşver be kanka ‘ dedik, ‘aman geçer ya takma kafana’ dedik. Sağol ya meğer senin boşver demeni bekliyormuş mutsuzluğum diyemedik. Konuşamadıkça yazdık. Edebiyatçı doldu her yer. üç beş kelimeyi yan yana getiren herkes hop bir blog stesi olmadı bir sosyal medya sayfası şair oldular, yazar oldular. Doğru kelimeyi bulabilmek için dört yıl bekleyen Yahya Kemal çıkıp gelse ne derdi hiç düşündük mü? Muhtemelen doğru küfrü bulmak için bir dört yıl daha beklerdi üstad. Çok konuşuyoruz, çok yazıyoruz ama hiç dinlemiyor, hiç okumuyoruz. Sonra ürettiğimizi sanıp en çok tüketenler arasında yer alıyoruz. Topluluk karşısında veya bir savın savunuluşunda iki kelimeyi bir araya getiremiyoruz ama klavye başına geçince aslan kesilip döktürüyoruzda döktürüyoruz.
Birşeyleri sürekli doğru yaptığımızı sanıp, doğru yapanları eleştiriyoruz. Daha da birşey bulamazsak saydırıyoruz da saydırıyoruz. Onu da tutturamazsak dinden girip ahlaktan çıkıyoruz. En çok kendimizi cahilleştirip ah nedir bu cahillerden çektiğimiz diyoruz. Hep konuşuyoruz, hiç dinlemiyoruz; çok eleştiriyoruz, az biliyoruz…


Beğendiniz mi? Arkadaşlarınızla Paylaşın!

0

Sizin Tepkiniz Nedir?

hate hate
0
hate
confused confused
0
confused
fail fail
0
fail
fun fun
0
fun
geeky geeky
0
geeky
love love
0
love
lol lol
0
lol
omg omg
0
omg
win win
0
win
admin

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir